Uzaklardan bakıyoruz pencereden damlayan yokluluğumuza
Kabullenilmedik yıkımlara tosluyoruz birlikte
Ayaklarımızın altında göz yaşları sel olmuşcasına akıyor
Birlikte nice umutsuzluklara itiyor sessizlik bizi,
Sen benli, ben senli
Birlik ve beraberlik içinde el ele, kol kola, uyaklara kafiyelere dökülüyor zamansızlığımız
Birbirimize yetişememişliğimiz
Kimi dizelerde yarım yamalak sesleniyor şarkılar
Susuzluk çöküyor dudaklarımıza
Omuzlarımızda derin yolculuklar
Koşuyoruz usul usul
Sensizlik, bizsizlik diz boyu...
Heyhat
11 Eylül 2015 Cuma
21 Ağustos 2015 Cuma
11 Haziran 2015 Perşembe
Gitgellerim var benim, gidip gelememelerim
Gelip kalamamalarım
O yüzden galiba umursayamadığım umursamaz hallerim
Bir tokat gibi iniyor dilimde sıkıştırılmış ikili kelimelerin sessizliği
Sessiz sedasız kalışının üstüne
Sessiz sedasızlaşıyorum durup dururken
Sen kaldıkça içimde, sen kokuyor sanki göz alabildiğine heryer
Herşey herkez kendiliğinden sen gibi
Hatta bazen aynada bile sen kesiliyorum
Ben aynı sen
Bir sen bir ben oluyorum
Sen benden gitmeyene kadar
Hali hazırda sessizliğinin ardından
Usul usul sızışını seyretmekten başka hiçbirşey yapamıyorum
Merhaba hayat diyebileceğim güne kadar kazandığımı sandığım kaybetmişliklerimle kadeh tokuşturup şerefine içiyorum
Şerefine!...
Gelip kalamamalarım
O yüzden galiba umursayamadığım umursamaz hallerim
Bir tokat gibi iniyor dilimde sıkıştırılmış ikili kelimelerin sessizliği
Sessiz sedasız kalışının üstüne
Sessiz sedasızlaşıyorum durup dururken
Sen kaldıkça içimde, sen kokuyor sanki göz alabildiğine heryer
Herşey herkez kendiliğinden sen gibi
Hatta bazen aynada bile sen kesiliyorum
Ben aynı sen
Bir sen bir ben oluyorum
Sen benden gitmeyene kadar
Hali hazırda sessizliğinin ardından
Usul usul sızışını seyretmekten başka hiçbirşey yapamıyorum
Merhaba hayat diyebileceğim güne kadar kazandığımı sandığım kaybetmişliklerimle kadeh tokuşturup şerefine içiyorum
Şerefine!...
10 Haziran 2015 Çarşamba
4 Haziran 2015 Perşembe
HEYHAT
Herkes geçmişin yarasını sarmak ister geleceğiyle,
Gelecekse kimi zaman yara bandı olur, yüzünde aptalca bir gülümsemeyle.
Kimi zaman seni var olmuşluğun kötü yanıyla kanatır, en yeni yaralar açarak
Kimi zaman dipsiz kuyuda gibi hissederken kendini, tam o sırada dost bir ses uzatır elini ve derki ben senin bitmek tükenmek bilmeyen umudun,
Senden sana miras uyku dozunda bir yalnızlık
Bekle sen belki ışık tutar aydınlanır o dipsiz karanlık.
Feryat figan edersin bir çırpıda çırpınan düşüncelerine,
Uykunu kelimeler arasında sıkışmış bulurken
Bu değildir gözünü yumduğun ve açtığın şehir
Merkezine uzak hayaller filizlenir ücra köşelerde
Nereden estiği bilinmeyen
Hani derler ya "batan geminin malları bunlar "
İşte öyledir öylesine olanlar
Bir sıçrayışta kaparsın umudunu
Sonrada gelsin beklemeler gitsin beklenenler
Eeee sabreden derviş muradına ermiş
Yada sabreden günümüz dervişi sabretmekten ge.ber.miş.
Umutlu günler diyarına kalkar bir tren
Yolcusu olamazsın, yaparsan fren
Koş, tüm gücünle, yetiş imdadına
Yoksa geçecek öküzün tren;-)...
Herkes geçmişin yarasını sarmak ister geleceğiyle,
Gelecekse kimi zaman yara bandı olur, yüzünde aptalca bir gülümsemeyle.
Kimi zaman seni var olmuşluğun kötü yanıyla kanatır, en yeni yaralar açarak
Kimi zaman dipsiz kuyuda gibi hissederken kendini, tam o sırada dost bir ses uzatır elini ve derki ben senin bitmek tükenmek bilmeyen umudun,
Senden sana miras uyku dozunda bir yalnızlık
Bekle sen belki ışık tutar aydınlanır o dipsiz karanlık.
Feryat figan edersin bir çırpıda çırpınan düşüncelerine,
Uykunu kelimeler arasında sıkışmış bulurken
Bu değildir gözünü yumduğun ve açtığın şehir
Merkezine uzak hayaller filizlenir ücra köşelerde
Nereden estiği bilinmeyen
Hani derler ya "batan geminin malları bunlar "
İşte öyledir öylesine olanlar
Bir sıçrayışta kaparsın umudunu
Sonrada gelsin beklemeler gitsin beklenenler
Eeee sabreden derviş muradına ermiş
Yada sabreden günümüz dervişi sabretmekten ge.ber.miş.
Umutlu günler diyarına kalkar bir tren
Yolcusu olamazsın, yaparsan fren
Koş, tüm gücünle, yetiş imdadına
Yoksa geçecek öküzün tren;-)...
3 Haziran 2015 Çarşamba
hep aynı şeyi söylersin hep aynı şarkı dilinde
dilinden çıkaramadıkların çınlayıp durur kulaklarında
bir göz buluşmasına bile gelmek istemeyenlerin olur
hep aynı yerde umut fısıltıları arasında kıvranıp durursun
yazık ki tükürürken gözlerin yüzüne
öksüz bir zaman eskisi gibi
uzaklara dalar gözlerin yaşanmamışlıklara ve yaşanmayacaklara
umut işte
kulağın tek bir yöne çivilenip durur
nereye gidersen git nerede olursan ol nerede kalmışsan ordasın
ne bir milim uzakta ne bir milim yakında
aynı şarkıdaki gibi
"fikrimden geceler yata bilmirem
bu fikri başımdan ata bilmirem
neyleyim ki sene çata bilmirem
ayrılık ayrılık aman ayrılık
her bir dertten olan yaman ayrılık"
seni sensizken seven birine senin gelip gelmeyişin senin elinde...
dilinden çıkaramadıkların çınlayıp durur kulaklarında
bir göz buluşmasına bile gelmek istemeyenlerin olur
hep aynı yerde umut fısıltıları arasında kıvranıp durursun
yazık ki tükürürken gözlerin yüzüne
öksüz bir zaman eskisi gibi
uzaklara dalar gözlerin yaşanmamışlıklara ve yaşanmayacaklara
umut işte
kulağın tek bir yöne çivilenip durur
nereye gidersen git nerede olursan ol nerede kalmışsan ordasın
ne bir milim uzakta ne bir milim yakında
aynı şarkıdaki gibi
"fikrimden geceler yata bilmirem
bu fikri başımdan ata bilmirem
neyleyim ki sene çata bilmirem
ayrılık ayrılık aman ayrılık
her bir dertten olan yaman ayrılık"
seni sensizken seven birine senin gelip gelmeyişin senin elinde...
21 Nisan 2015 Salı
hangi yarınların açılır kapıları, umut diyarından
hani rüzgar kamçılardı vuslat yolunun kısraklarını
hep aynı yerde mi olur rüyaların sahne arkası
umut haykırışıyla gözlerini açarsın
bir bakarsın aynı yerdesin
gözünü yumduğun yerden bir milim uzaklaşmamışsın uyandığın yere
yalpalı adımlarınla göğüslersin ufukları çatık yarınları
sırtındaki kambur büyür gitgide zamana fark ettirmeden
seni sende bilir
halbuki sen bile anlayamazsın senden giden seni...
hani rüzgar kamçılardı vuslat yolunun kısraklarını
hep aynı yerde mi olur rüyaların sahne arkası
umut haykırışıyla gözlerini açarsın
bir bakarsın aynı yerdesin
gözünü yumduğun yerden bir milim uzaklaşmamışsın uyandığın yere
yalpalı adımlarınla göğüslersin ufukları çatık yarınları
sırtındaki kambur büyür gitgide zamana fark ettirmeden
seni sende bilir
halbuki sen bile anlayamazsın senden giden seni...
11 Nisan 2015 Cumartesi
Kaç gün daha geçmesi gerek?
Üzerindeki eskimiş zamanın kalıntılarından kurtulman için.
Sözde, isyan kaldırabilir mi gözlerinin kepenklerini
Bu kadar mı hiçe sayıyorsun göz yaşlarını
İki gözün iki çeşme misali.
Duy diye söylüyorum!
Başındaki sığ rüzgarların bırak essin.
Sen ayağına takılmaya niyetli gölgeliklere çevir gözlerini.
Hangi yöne gidilir ki böyle gizli gizli,
Hayat zaten hep sizli bizli.
Gitme diyemeyecek kadar mı seviyorsun benliğini
Zaten benlik değil mi sensiz senli...
Üzerindeki eskimiş zamanın kalıntılarından kurtulman için.
Sözde, isyan kaldırabilir mi gözlerinin kepenklerini
Bu kadar mı hiçe sayıyorsun göz yaşlarını
İki gözün iki çeşme misali.
Duy diye söylüyorum!
Başındaki sığ rüzgarların bırak essin.
Sen ayağına takılmaya niyetli gölgeliklere çevir gözlerini.
Hangi yöne gidilir ki böyle gizli gizli,
Hayat zaten hep sizli bizli.
Gitme diyemeyecek kadar mı seviyorsun benliğini
Zaten benlik değil mi sensiz senli...
26 Mart 2015 Perşembe
ÖYLE GELİŞİN BÖYLE GİDİŞİNE
Kandırıyor beni gözlerin,
Gözlerin, gözlerimin önünde, buram buram.
Bildiğim tüm doğrular belirsizleşiyor.
Belirsizler, belirsizlikle belirgin.
Sensizlik beni, sensizlikle suçluyor.
Haklı, benim suçum sensizlik.
Zira seni buluşumdan beri,
Sensizlik, bensizlik bir yerde.
Ben sensizlikle ödüyorum, sensizliklerin bedelini.
Bilmediğimi bildiğin şeyi, bildiğimi bilmeyişin değil mi acıların beteri...
Kandırıyor beni gözlerin,
Gözlerin, gözlerimin önünde, buram buram.
Bildiğim tüm doğrular belirsizleşiyor.
Belirsizler, belirsizlikle belirgin.
Sensizlik beni, sensizlikle suçluyor.
Haklı, benim suçum sensizlik.
Zira seni buluşumdan beri,
Sensizlik, bensizlik bir yerde.
Ben sensizlikle ödüyorum, sensizliklerin bedelini.
Bilmediğimi bildiğin şeyi, bildiğimi bilmeyişin değil mi acıların beteri...
17 Şubat 2015 Salı
Ruhuma yağmur yağıyor
Düşüncelerimse sırılsıklam
Gözlerin geceleri boğan bir ışık gibi
Gözlerimdeki uykuya dikmiş gözlerini
Güneş sırt çevirirken, gölgenden bile mahrum bırakmış
Dinlemeden kırmış kalemi
Ne vakit uzağa dalsam
Ne vakit haykırmaya kalksam
İnfaz ediyor kalbimi
Paramparça bırakıyor geçmişin geçmemişlikleri
Heyhat!
Yokluğuna doğru yol almaktayım şimdi, çaresiz
Yokluğunun arefesi bu kadar acıysa
Yokluğun kim bilir ne kadar acı...
Düşüncelerimse sırılsıklam
Gözlerin geceleri boğan bir ışık gibi
Gözlerimdeki uykuya dikmiş gözlerini
Güneş sırt çevirirken, gölgenden bile mahrum bırakmış
Dinlemeden kırmış kalemi
Ne vakit uzağa dalsam
Ne vakit haykırmaya kalksam
İnfaz ediyor kalbimi
Paramparça bırakıyor geçmişin geçmemişlikleri
Heyhat!
Yokluğuna doğru yol almaktayım şimdi, çaresiz
Yokluğunun arefesi bu kadar acıysa
Yokluğun kim bilir ne kadar acı...
11 Şubat 2015 Çarşamba
Benim de çıkmazlarım var elbet, herkes gibi.
Çıkmazlarım, çıkmaz sokaklarım.
Alır başımı kapatırım pas tutmuş parmaklıklarıma.
Cevap bulmak için.
Çoğu kez de, cevapsız kalmak için.
Kaldırımlarında saklı, bahçemin külhanbeylikleri.
Yok öyle sağda solda mezarlıklarım.
Kendi dünyamda ölür ve olduğum gibi baştan doğarım.
Kimseye değil düşmanlıklarım.
Hani kendimi bile affedecek kadarda hıyarım.
Efkarlıyım birazda, herkes gibi.
Bir masa, bir sandalye, en kral meyhane,
Koyarım teybime, “batsın bu dünya, bitsin bu rüya“
Açarım bir ufaklık, laf aramızda, sapıtırım ufaklıktan fazlasıyla.
Herşey dozunda güzel daha bi.
Biraz peynir, biraz çerez, birazda soyulmuş meyve.
Meyveler soyulmadan olmaz hani,
Öyle gecenin ayazında çırılçıplak karanlık gibi,
Öyle saf öyle katıksız,
Tertemiz, çöpsüz, çekirdeksiz.
Gün olur gecenin ardından,
Kendi kendime gelin güveylikler başlar.
Akşamdan kalma sarhoşlukla.
Şu kız bana baktı, benden hoşlandı, kesin.
Bir bakışta hoslanılacak kadarda yakışıklı olurum o kafayla,
Nereden çıkardın diye sorarsanız aynalar söylüyor, ben onun yalancısıyım,
Ayıkken yabancısı olurum, istanbulun.
Şehri bombardımana alır yalnızlık.
Bir sürü, ayak üstü kalabalık.
Hep aynı avaz, aynı dudaklardan
Istanbul denince aklıma gelir.
Taşı toprağı altın.
Sankide soyadın,
Istanbul TAŞITOPRAĞIALTIN!
Hadi taşını toprağını anladıkta, hani nerede altın
Yoksa topraktakilere mi yazılmış soyadın.
Bırak bu işleri bahtsız bahtım.
Nene gerek taş toprak altın
Öbür tarafta bol keseden alırsın
Sen çek kafayı mey senin
Meyhane senin neyin...
Çıkmazlarım, çıkmaz sokaklarım.
Alır başımı kapatırım pas tutmuş parmaklıklarıma.
Cevap bulmak için.
Çoğu kez de, cevapsız kalmak için.
Kaldırımlarında saklı, bahçemin külhanbeylikleri.
Yok öyle sağda solda mezarlıklarım.
Kendi dünyamda ölür ve olduğum gibi baştan doğarım.
Kimseye değil düşmanlıklarım.
Hani kendimi bile affedecek kadarda hıyarım.
Efkarlıyım birazda, herkes gibi.
Bir masa, bir sandalye, en kral meyhane,
Koyarım teybime, “batsın bu dünya, bitsin bu rüya“
Açarım bir ufaklık, laf aramızda, sapıtırım ufaklıktan fazlasıyla.
Herşey dozunda güzel daha bi.
Biraz peynir, biraz çerez, birazda soyulmuş meyve.
Meyveler soyulmadan olmaz hani,
Öyle gecenin ayazında çırılçıplak karanlık gibi,
Öyle saf öyle katıksız,
Tertemiz, çöpsüz, çekirdeksiz.
Gün olur gecenin ardından,
Kendi kendime gelin güveylikler başlar.
Akşamdan kalma sarhoşlukla.
Şu kız bana baktı, benden hoşlandı, kesin.
Bir bakışta hoslanılacak kadarda yakışıklı olurum o kafayla,
Nereden çıkardın diye sorarsanız aynalar söylüyor, ben onun yalancısıyım,
Ayıkken yabancısı olurum, istanbulun.
Şehri bombardımana alır yalnızlık.
Bir sürü, ayak üstü kalabalık.
Hep aynı avaz, aynı dudaklardan
Istanbul denince aklıma gelir.
Taşı toprağı altın.
Sankide soyadın,
Istanbul TAŞITOPRAĞIALTIN!
Hadi taşını toprağını anladıkta, hani nerede altın
Yoksa topraktakilere mi yazılmış soyadın.
Bırak bu işleri bahtsız bahtım.
Nene gerek taş toprak altın
Öbür tarafta bol keseden alırsın
Sen çek kafayı mey senin
Meyhane senin neyin...
Aynı yağmur altında ıslanıyorken bedenlerimiz.
Hissediyorum ki, senin de alnında çatlıyor ben hikayesi, don tutuşarak.
Düşüncelerinin mahkum dökülüşünden belli kaldıramıyorsun gözünü yerden.
Bir ıslık mesafesi uzağım kafandaki çetrefilliklerden
Hadi, uzat elini düşmesi olağan çukurların var göz gözü görmüyor.
Hadi, uzat elini aklınla aklımı yorayım.
Rotasız geminin kaptanı gibiyim hadi rotamızı bulayım.
Hadi, uzat elini ikimiz biz olalım.
Hadi uzağım!
Hissediyorum ki, senin de alnında çatlıyor ben hikayesi, don tutuşarak.
Düşüncelerinin mahkum dökülüşünden belli kaldıramıyorsun gözünü yerden.
Bir ıslık mesafesi uzağım kafandaki çetrefilliklerden
Hadi, uzat elini düşmesi olağan çukurların var göz gözü görmüyor.
Hadi, uzat elini aklınla aklımı yorayım.
Rotasız geminin kaptanı gibiyim hadi rotamızı bulayım.
Hadi, uzat elini ikimiz biz olalım.
Hadi uzağım!
9 Şubat 2015 Pazartesi
her şey sarardı bu günlerde
sen sarardın ben sarardım
yer sarardı gök sarardı
kısacası dünyam sarardı
ben seni görebilmek için can çekişirken
senin beni görmeyişinin yüzü sarardı
kulağımı en uzağa uğurlamışken
duyamayan kulağımda sesin sarardı
gün yedi saat yirmi dört aklımda sen
aklımda duruşunun günü sarardı
kendimle kavgalı oldum kendimle çatışık
sulh ilan edecek kalem sarardı
sen sarardın ben sarardım
yer sarardı gök sarardı
kısacası dünyam sarardı
ben seni görebilmek için can çekişirken
senin beni görmeyişinin yüzü sarardı
kulağımı en uzağa uğurlamışken
duyamayan kulağımda sesin sarardı
gün yedi saat yirmi dört aklımda sen
aklımda duruşunun günü sarardı
kendimle kavgalı oldum kendimle çatışık
sulh ilan edecek kalem sarardı
8 Şubat 2015 Pazar
Karşımda duruyor resmin
Bir rüzgar yükleniyor omuzlarıma
Yudum yudum içime çekiyorum seni
Belki de daha çok var senden
Yada dün kadar yakınsın yalnızlığa
Geçmişin gamsızlığı kollarında
Yelken açmışsın biliyorum
Biliyorum gönlün firarda
Ve acı acı haykırıyor şakaklarım
Dur gitme
Gidiyorsun doğduğun topraklara...
Bir rüzgar yükleniyor omuzlarıma
Yudum yudum içime çekiyorum seni
Belki de daha çok var senden
Yada dün kadar yakınsın yalnızlığa
Geçmişin gamsızlığı kollarında
Yelken açmışsın biliyorum
Biliyorum gönlün firarda
Ve acı acı haykırıyor şakaklarım
Dur gitme
Gidiyorsun doğduğun topraklara...
6 Şubat 2015 Cuma
Söylesene sen ne düşlüyorsun?
Zamanın kıyısında kayıp giderken hayatın
Ucuz bir mızrak saplanırken dudaklarından ciğerlerine yol verdiğin
Ya ne hissediyorsun?
Gecenin karanlığında kayan yıldızları tutmaya çalışmaktan gökte eksilen yıldızlara üzülmek yerine
Benlik duvarından bir çırpıda atlasan belirsizlikten kurtulmazmısın sanki
Mahzun gözlerin güneşim olsa olmazmıydı, gecemi gündüzümü aydınlatmakla yetinen...
Zamanın kıyısında kayıp giderken hayatın
Ucuz bir mızrak saplanırken dudaklarından ciğerlerine yol verdiğin
Ya ne hissediyorsun?
Gecenin karanlığında kayan yıldızları tutmaya çalışmaktan gökte eksilen yıldızlara üzülmek yerine
Benlik duvarından bir çırpıda atlasan belirsizlikten kurtulmazmısın sanki
Mahzun gözlerin güneşim olsa olmazmıydı, gecemi gündüzümü aydınlatmakla yetinen...
5 Şubat 2015 Perşembe
geçmişin ayazında donmaktan sıkılmadınmı
nedir bu korkak mesafelerinin sırrı
hangi savaşın sebebi seni bana kışkırtan
hangi yenilginin
ya kaçmaların
işe yarar mı kaçmalar
hani iki göz mesafesi kadar uzaklaşamayacaksan bu koşuşturman neden
neyin korkusu bu
bir pusu bazında atıyor kalbin taa bana kadar geliyor sesi
nasıl olsa olmamı istediğin kadar hayatındayım görmek istediğin kadar varım objektifinde
gerisi fasa fiso zaten
gerisi yalan dolan...
nedir bu korkak mesafelerinin sırrı
hangi savaşın sebebi seni bana kışkırtan
hangi yenilginin
ya kaçmaların
işe yarar mı kaçmalar
hani iki göz mesafesi kadar uzaklaşamayacaksan bu koşuşturman neden
neyin korkusu bu
bir pusu bazında atıyor kalbin taa bana kadar geliyor sesi
nasıl olsa olmamı istediğin kadar hayatındayım görmek istediğin kadar varım objektifinde
gerisi fasa fiso zaten
gerisi yalan dolan...
25 Ocak 2015 Pazar
Sarardı yüzüm!
Kış akşamlarının sancısı çökmüş üstüme
Hayat dediğin nedir ki
Sadece çıkmaz bir sokak
Mecbur, yaşayacaksın bu hayatı
Faili meçhullerinle
İster seve seve, ister söve söve
Mecbur yaşayacaksın
Nedendir bu sararıp solmalar o zaman
Zihnine ne çökmüşse çökmüş bırak
Ne feryad figan dolanırsın
Bırak dökülsün umutlar
Yeterince ağırlık etmedin mi kendine
Bak, kamburun çıkacak sonra, demedi deme
Elbet anlayan çıkar senide
Bırak, martıların uçuşsun gökkubbende
Hayat boşverende güzel nasıl olsa
Kimi duygular mekansızmış
Kapı aralamanı beklemez ansızın dalar içeri...
17 Ocak 2015 Cumartesi
4 Ocak 2015 Pazar
ben sende öğrendim
hayat kitabından uçurtmalar yapmayı
bir kanadı kırık heykelleri
sen çocukluk oyunlarınla sevişirken
ben bir pilot oldum semalarda
bulutlarla at koşturdum
mutlu mesut günlere inat
ruhum yaşlandı tam bir günde
ölüm sessizliğine vurdu dalgaların kör sahilleri
kan kırmızı kesildi gözlerimdeki donuk kavgaları
kol gezdirdiğim arnavut kaldırımlarında olduk
kayıp yarınlardaki düşman...
hayat kitabından uçurtmalar yapmayı
bir kanadı kırık heykelleri
sen çocukluk oyunlarınla sevişirken
ben bir pilot oldum semalarda
bulutlarla at koşturdum
mutlu mesut günlere inat
ruhum yaşlandı tam bir günde
ölüm sessizliğine vurdu dalgaların kör sahilleri
kan kırmızı kesildi gözlerimdeki donuk kavgaları
kol gezdirdiğim arnavut kaldırımlarında olduk
kayıp yarınlardaki düşman...
nereye baksam farketmiyor
hep gözlerinde buluyorum gözlerimi
ne kadar kaçsam nafile
gözümü açtığım yer sen yumduğum yer sen
telaşlarım koşuşturmalarım boşuna
boşuna yıpratıyorum kendimi
uzaklaşmak uzak durmak için
nefes alışımda gibisin
sen doluyorum
ben bitiyorum
sana çoğaldıkça azalıyorum kendime
nefes alışımda gibisin
gün geçtikçe hiddetleniyor sana olan sevgim
şimşekler çakıyor aklımın kenarlarında
sen görüyorum kendimi
hani derler ya görmek istediğini görürsün aynada
bir tek rüyalarımda sensizim
onlarda zaten bomboş
karanlıkla boğuşuyorum sana uyanana kadar
sana içiyorum her yudumda
ve sana susuyorum
sana lal olup
sana kör oluyorum
sana kör oldukça seni bile göremiyorum kimi zaman
çünkü herşey sen gibi
sen gibi hava
sen gibi su
toprak sen gibi
sen gibi kuşlar çiçekler ağaçlar
yer gök
gelmiş geçmiş
her şey
sen gibi
sol yanım ölüyor gibi
hep gözlerinde buluyorum gözlerimi
ne kadar kaçsam nafile
gözümü açtığım yer sen yumduğum yer sen
telaşlarım koşuşturmalarım boşuna
boşuna yıpratıyorum kendimi
uzaklaşmak uzak durmak için
nefes alışımda gibisin
sen doluyorum
ben bitiyorum
sana çoğaldıkça azalıyorum kendime
nefes alışımda gibisin
gün geçtikçe hiddetleniyor sana olan sevgim
şimşekler çakıyor aklımın kenarlarında
sen görüyorum kendimi
hani derler ya görmek istediğini görürsün aynada
bir tek rüyalarımda sensizim
onlarda zaten bomboş
karanlıkla boğuşuyorum sana uyanana kadar
sana içiyorum her yudumda
ve sana susuyorum
sana lal olup
sana kör oluyorum
sana kör oldukça seni bile göremiyorum kimi zaman
çünkü herşey sen gibi
sen gibi hava
sen gibi su
toprak sen gibi
sen gibi kuşlar çiçekler ağaçlar
yer gök
gelmiş geçmiş
her şey
sen gibi
sol yanım ölüyor gibi
toz kaçtı diyorum gözlerime
görenlere
acı acı bir iki damla dökülüyor gözlerimden
seni içime çektikçe
acı acı feryat ediyor gözlerim gözlerine
kime ne seviyorsam seni
hatta sana ne
söyleyemezsin bana beni sevme
ben bile söz geçiremiyorken kendime
gitme bir adım öteye diyorum kendi kendime
gitmeye de niyetim yok hani
hep aynı yerdeyim
hep aynı yerdesin
bir an kaybedip
sana gelme telaşımla
sonra tekrar bulduğum yerde
ve sonra bir bakmışım yolu yarılıyorum
gözlerim büyüyor
ulaşmak için uzanıyorum parmak uçlarımda
ben uzanmaya çalıştıkça
sen uzaklaşıyor gibisin
sen uzaklaştıkça çırpınıyor parmak uçlarım
sen uzaklaştıkça ben gibi oluyorsun
ben yaklaştıkça sen gibi oluyorum
sonra sigara duman misali
seni içime çekiyorum
sen dumana karışıp kaçıyorsun
içime çektikçe ben oluyorum ölüyorum
dışarı verdikçe sen oluyorsun kaybediyorum
tutamıyorum avuçlarımda
en iyisi içime çekmek galiba seni
ölmesemde sürünürüm belki
içimde yaşatırım seni...
görenlere
acı acı bir iki damla dökülüyor gözlerimden
seni içime çektikçe
acı acı feryat ediyor gözlerim gözlerine
kime ne seviyorsam seni
hatta sana ne
söyleyemezsin bana beni sevme
ben bile söz geçiremiyorken kendime
gitme bir adım öteye diyorum kendi kendime
gitmeye de niyetim yok hani
hep aynı yerdeyim
hep aynı yerdesin
bir an kaybedip
sana gelme telaşımla
sonra tekrar bulduğum yerde
ve sonra bir bakmışım yolu yarılıyorum
gözlerim büyüyor
ulaşmak için uzanıyorum parmak uçlarımda
ben uzanmaya çalıştıkça
sen uzaklaşıyor gibisin
sen uzaklaştıkça çırpınıyor parmak uçlarım
sen uzaklaştıkça ben gibi oluyorsun
ben yaklaştıkça sen gibi oluyorum
sonra sigara duman misali
seni içime çekiyorum
sen dumana karışıp kaçıyorsun
içime çektikçe ben oluyorum ölüyorum
dışarı verdikçe sen oluyorsun kaybediyorum
tutamıyorum avuçlarımda
en iyisi içime çekmek galiba seni
ölmesemde sürünürüm belki
içimde yaşatırım seni...
AŞK
Uzayıp giden gökyüzünün beyaz kelebeklerini selamlayarak
Gözlerimde ara sıra meziyetleşmiş ağlakçı eskisi
Aklımda sessiz köşelerden gelen apansız isyan ateşi
O düş rüyaların tazelediği çelimsizlik hali
Birde içinde bulunduğu sarhoşluk hissiyatından bana kalan payla
Zırvalayıp duruyor kulaklarıma
Akşama dek
Sevinsemmi üzülsemmi bilemedim
Kahretsin...
Uzayıp giden gökyüzünün beyaz kelebeklerini selamlayarak
Gözlerimde ara sıra meziyetleşmiş ağlakçı eskisi
Aklımda sessiz köşelerden gelen apansız isyan ateşi
O düş rüyaların tazelediği çelimsizlik hali
Birde içinde bulunduğu sarhoşluk hissiyatından bana kalan payla
Zırvalayıp duruyor kulaklarıma
Akşama dek
Sevinsemmi üzülsemmi bilemedim
Kahretsin...
Nokta olmak isterdim
Herşeyin bittiği andı
Başlamak gibi bir sıkıntım olmazdı.
Virgül olmak isterdim
Birazdaha nefes almaya
Ve tekrar devam yola,
Ünlem olmak istermiydim
Yok istemezdim
Bana yakışmazdı şaşma eylemi
Sorun yabancılık meselesi!
Ama hep soru işareti oldum
Beynimi kurcalayıp durdu cevapsız sorular
Umut ettikçe eziyetler
Eziyetlerle umut etmeler
Vuslatar?
Hasretler?
Gelmeler?
Gitmeler?
Herşeyin bittiği andı
Başlamak gibi bir sıkıntım olmazdı.
Virgül olmak isterdim
Birazdaha nefes almaya
Ve tekrar devam yola,
Ünlem olmak istermiydim
Yok istemezdim
Bana yakışmazdı şaşma eylemi
Sorun yabancılık meselesi!
Ama hep soru işareti oldum
Beynimi kurcalayıp durdu cevapsız sorular
Umut ettikçe eziyetler
Eziyetlerle umut etmeler
Vuslatar?
Hasretler?
Gelmeler?
Gitmeler?
Kimsesiz gibi sokaklar
Soğukmu soğuk
Buz tutuyor sol yanım
Telaşlı adımlarla uzaklasıyor zaman
Bende onun peşinde
Bir an önce varmak lazımmış vuslata
Buzullarla kaplanmadan...
____
Sonra güneşi görünüyor
Soluk benizli hüzünlü bir güne
Soluk benizli hüzünlü bir güneş
Anında alev alev
Topuklarımdan fışkırıyor kıvılcımları
Kirli sarıya dönüyor yüzüm
Kısık gözlerle
Buruş buruş
Gözümü alıyor güzelliğin...
Soğukmu soğuk
Buz tutuyor sol yanım
Telaşlı adımlarla uzaklasıyor zaman
Bende onun peşinde
Bir an önce varmak lazımmış vuslata
Buzullarla kaplanmadan...
____
Sonra güneşi görünüyor
Soluk benizli hüzünlü bir güne
Soluk benizli hüzünlü bir güneş
Anında alev alev
Topuklarımdan fışkırıyor kıvılcımları
Kirli sarıya dönüyor yüzüm
Kısık gözlerle
Buruş buruş
Gözümü alıyor güzelliğin...
Şehre yağmur yağıyor
Bana hasret
Damlalar seni ıslatıyor
Bense sırılsıklamım
Yağmurdan mıdır sensizliktenmidir bir hüzün çöküyor sokaklara
Sokaklar panayır yeri aslında
Bense çok uzaktayım atlı karıncalara ve dönme dolaplara
Yağmur damlasında çakılyorum beton topraklara
Saçlarına dokunabilme ümidiyle atladığım bulutlardan yere çakılıyorum
Hani kanatlarımda yokki yönümü bulayım
Sen kanat takarsın diye düşünmüştüm oysaki
Mutluluktan uçacaktım hani
Takamadınmı takmakmı istemedin ne bilebildim nede anlayabildim
Kimi zaman isyan ettim yağmur damlasına
Kimi zaman da gülüp geçtim
Aynı anda aynı gökkubbeden akan yağmur damlası altında...
Bana hasret
Damlalar seni ıslatıyor
Bense sırılsıklamım
Yağmurdan mıdır sensizliktenmidir bir hüzün çöküyor sokaklara
Sokaklar panayır yeri aslında
Bense çok uzaktayım atlı karıncalara ve dönme dolaplara
Yağmur damlasında çakılyorum beton topraklara
Saçlarına dokunabilme ümidiyle atladığım bulutlardan yere çakılıyorum
Hani kanatlarımda yokki yönümü bulayım
Sen kanat takarsın diye düşünmüştüm oysaki
Mutluluktan uçacaktım hani
Takamadınmı takmakmı istemedin ne bilebildim nede anlayabildim
Kimi zaman isyan ettim yağmur damlasına
Kimi zaman da gülüp geçtim
Aynı anda aynı gökkubbeden akan yağmur damlası altında...
HAYALİN GERÇEĞİNDEN GÜZEL
Gözlerin en güzel gözler
Sözlerin en güzel sözler
En tatlı rüzgar saçlarının arasında
parmak uçlarında hayat
iki kaşının arasında ifadelerin en güzeli
seni seviyorumların hikayesi
seni senden çok diyebilmenin hüzünleri
hayalin gerçeğinden güzel
bilemedim gerçeğin ne kadar güzel.......
Gözlerin en güzel gözler
Sözlerin en güzel sözler
En tatlı rüzgar saçlarının arasında
parmak uçlarında hayat
iki kaşının arasında ifadelerin en güzeli
seni seviyorumların hikayesi
seni senden çok diyebilmenin hüzünleri
hayalin gerçeğinden güzel
bilemedim gerçeğin ne kadar güzel.......
1 Ocak 2015 Perşembe
hep hüzünlerin şehrimi olacaksın,
her yaprak düşüşünde zihnime vuran
tırmalayıp duran kulaklarımı kısık sesiyle
kelimelerin anlaşılmıyor, düşüncelerin ki sarhoş
halinde bir çelimsizlik
her görmeye yeltenişimden anlıyorum,
sararıyorsun.
sonbahar misali
ben yürüdükçe benden kaçıyor,
ben kaçtıkça üstüme geliyorsun!
gözlerini kalbine düğümlemişsin belli
kalbini gizlemeye devam et
usul usul yanıltıyorsun beni
hani yanılgılara alışık olmasam
derim ki bu ses kalbinin sesi...
her yaprak düşüşünde zihnime vuran
tırmalayıp duran kulaklarımı kısık sesiyle
kelimelerin anlaşılmıyor, düşüncelerin ki sarhoş
halinde bir çelimsizlik
her görmeye yeltenişimden anlıyorum,
sararıyorsun.
sonbahar misali
ben yürüdükçe benden kaçıyor,
ben kaçtıkça üstüme geliyorsun!
gözlerini kalbine düğümlemişsin belli
kalbini gizlemeye devam et
usul usul yanıltıyorsun beni
hani yanılgılara alışık olmasam
derim ki bu ses kalbinin sesi...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)